EnglishE-Mail
Borsanaliz.com

Not Defteri 03-01-2010 Tuncer Şengöz
Aylık Strateji Raporu – Ocak 2010/3

2009 yılı, Morgan Stanley Dünya Endeksi’nde bu görüntü ile sona erdi. 200 haftalık üssel ortalama 2008 yılının Temmuz ayında kırılmış, iki ay sonra da 20 haftalık ortalama 200 haftalık ortalamayı aşağıya kesmişti. 2009 yılının son aylarında 20 haftalık ortalama 200 haftalık ortalamaya yaklaşırken, Dünya Endeksi de iki ortalamanın arasındaki dar bölgenin içinde %50 geri alım seviyesine doğru yükselmeye devam etti. Yükseliş dalgasının bu aşamasında görüntü, gitgide bir sonlanan diyagonale dönüşürken, 1183’deki %50 geri alım seviyesine 1178 ile iyice yaklaşıldı. Her ne kadar (C) = (A) hedefi 1240’da bulunsa da, endeksin bu hedefe yaklaşmak için gerekli momentuma ulaşamadığı görülüyor.

200 haftalık ortalama ile %50 geri alım seviyesi 1180-1190 bölgesinde direnç, 20 haftalık ortalama ile sonlanan diyagonalin alt bandı ise 1120-1140 bölgesinde destek oluşturuyor. Eğer endeksin 20 ve 200 haftalık ortalamalar arasındaki tutunma çabaları 2010 yılının ilk haftalarında devam ederse, en azından Ocak ayı 1140 ile 1190 arasında gitgide daha da daralan bir bantta geçebilir. Düşüş dalgasının dinamikleri işlemeye başlarsa, ilk düşüş dalgasında 1000-1050 bölgesine kadar bir geri çekilme oldukça muhtemeldir.

Uzun vadede görüntü, 2009 yılındaki %80 civarındaki yükselişe rağmen hala zayıf. 50 ve 100 aylık ortalamalar, sırasıyla 1165 ve 1195 seviyesinde çok kuvvetli bir direnç bölgesi oluşturuyorlar. Daha aşağıda ise 800-850 civarından yükselen trend çizgisi geçiyor.

Uzun vadede yükseliş dalgasının tamamlandığını varsayıyoruz. 1960’ların sonu ile 1974 arasında Cycle II, 1974-2000 döneminde Cycle III, 2000-2002 döneminde Cycle IV ve 2002-2007 arasında da Cycle V’in yükseldiğini 2007-2009 düşüşü ile dalganın tamamlandığını varsayan bir sayımı izliyoruz. Dünya Endeksi grafiğinde oluşan Omuz-Baş-Omuz formasyonu en azından şimdilik, bu varsayımı destekliyor. Endeksin 1,300-1,400 bölgesine kadar yükselmesi bile, bu varsayımı bozmayacak. 1,400 seviyesi geçilebilirse, yukarıdaki sayım şüpheli hale gelecektir. Şimdilik böyle bir ihtimalin emaresi görünmüyor. Dalga yapısının teyidi için ise, 700-800 bölgesinin kırılması gerekiyor. Eğer Dünya Endeksi’nin bugünlerde denediği ortalama bölgesinden kuvvetl bir satış dalgası gelirse, orta vadede 1000 seviyesinin altına, 700-800 bölgesine doğru düşüşün derinleşme ihtimali oldukça kuvvetli. Bu seviyenin altı, uzun vadede ayı piyasasını teyit edeceği için önemli olacaktır. Yukarıdaki grafikte görülen OBO formasyonu teyit edilirse hedefin 300-400 bölgesi olduğunu da dikkatle not edelim.

Dünya Endeksi’ndeki görüntü, 2002 dibinden başlayan toparlanma dönemine benzetilebilir ve endksin ilk denemede olmasa bile, bir geri çekilmenin ardından gelecek yükseliş çabalarında ortalamaların oluşturduğu direnç bölgesini geçebileceği düşünülebilir. Acaba böyle bir ihtimal var mı?

Bu soruya yanıt araken, 2002-2007 döneminin iyice anlaşılması gerekiyor. Bu dönemde hangi dalgalar ilerlemişti?

Yukarıdaki grafik, 2002-2007 döneminde Euro’nun Dolar karşısında ilerleyen beş dalgalık kalıbını gösteriyor. 2000 yılında başta ABD borsaları, gelişmiş ülke borsalarının tamamına yakını tepe yaparken, Euro’nun Dolar karşısındaki düşüş dalgası da sona eriyordu. Euro 2000 ile 20012 yılları arasındaki üç yıl içinde kuvvetli bir taban oluşumunun ardından itkisel bir kalıpta yükselmeye başladı. Yükseliş dalgası, 2008 yılının Nisan ile Temmuz ayları arasındaki 4 ay süren bir tepe oluşumu ile sona erdi. Euro, Dolar karşısında 0.84 seviyesinden 1.60’a kadar yükselirken, bütün dünya borsaları da değer kazandı.

Dolar karşısında değer kazanan tek para birimi Euro değildi. TL’nin de dahil olduğu hemen hemen bütün para birimleri, 2002 ile 2008 arasında Dolar karşısında değer kazandı. Aynı şekilde, bütün dünya borsaları tepe yaparken, Dolar’ın değer kaybı süreci de sona erdi. 2009 yılı biterken Euro, Dolar karşısında 1.35 ile 1.50 arasında kendisine orta vadeli yön arıyor.

Mal piyasaları endeksi, 1998-1999 arasında geriledikten sonra 1999 ve 2000 yıllarını yükselişle geçirmiş. Dünya borsalarına gelen satış dalgası, mal piyasalarını da olumsuz etkilemiş ve CRB endeksi 2002 yılına kadar [2] olarak etiketlediğimiz düşüş dalgasını oluşturmuş.

2002 yılından 2008 ortalarına kadar CRB endeksi 144 seviyelerinden 470’lere kadar yükselerek yaklaşık üç katına katlamış. Aynı dönemde emlak fiyatlarının da, mal piyasaları endeksine benzer biçimde hızlı bir yükseliş dalgası ile sıçradığını ve emlak piyasasının iki ila üç katı değerlendiğini biliyoruz.

1997 ile 2001 arasında yatay hareket eden gelişmekte olan pazarlar endeksi, 4 senelik bu yatay zeminden çıkışta 2001-2002 arasında bir taban oluşturduktan sonra, büyük bir yükseliş dalgası başlattı. Bu dalgada EMEA endeksi, 88 seviyelerinden 450’nin üzerine sıçradı ve yaklaşık beşe katladı.

Bu yükseliş dalgası, 2007-2008 döneminde tepe yaptıktan sonra 160 seviyelerine kadar itkisel bir düşüş dalgasıyla çöktü.

Ayni dönem içinde ABD hazine tahvillerinin faizlerinin izlediği rota da yukarıdaki grafikte görülüyor. 2000-2003 arasında, borsalar düzeltme dalgalarını yapar, diğer bütün piyasalar sıçramaya hazırlanırken, 30 yıllık tahvil faizleri 6’lardan 4’lere gerilemiş, ardından büyük bir iyimserlik dalgası yükselirken 4.2 ile 5.2 arasında sakin bir seyir izlemişti. 2008 yılında kötümserlik rüzgarları eserken, faizler 5 seviyesinden 2.5’e kadar hızla gerilemişti. 2009 yılında tüm piyasalar 2008 kötümserliğine tepki verirken, faizler yeniden 4.5-5.0 bölgesine yükseldi.

Bu grafikler, 2002-2007 döneminin niteliğini gösteriyor. Dolar’dan diğer para birimlerine, mal piyasalarına, gelişmekte olan pazarların borsaları başta olmak üzere tüm borsalara, emlak piyasasına ve gene başta gelişmekte olan ülke tahvilleri olmak üzere hemen hemen tüm bono ve tahvillere doğru bir hücum yaşanmıştı. Bu dönemin özelliği, aşırı risk iştahı ve bu iştahın kaldıraçlı işlemlerle icra edilmesiydi. Süreç, ABD dolarından kaçışla tetiklenmiş, kar olanağı sunan tüm piyasalarda aşırı değerlenmeler yaratmıştı. Kısacası 2002-2007 dalgası, “tüm piyasalar tek piyasadır” dalgasıydı ve tarihel ölçekli bir risk iştahının göstergesiydi.

2008 çöküşü geldiğinde, 2002 – 2007 döneminde değer kazanan piyasaların hepsinde ilerleyen itkisel dalgalar gördük. ABD Doları, başta Euro, tüm para birimleri karşısında itkisel bir dalgayla yükseldi. Borsaların tamamına yakını itkisel düşüş dalgaları ile çöktü. Mal piyasalarındaki düşüş dalgası itkiseldi.

2010 yılına girerken önümüzdeki soru şu: Bu itkisel dalgalar daha büyük derecede nasıl etiketlenmeli? Bu soruya vereceğimiz yanıt, 2010 ve sonrasında ilerleyecek trendlerin doğrultusu ve şiddeti hakkında fikir verecektir.

İki olasılık var:

Birincisi, bu itkisel dalgalar, yatay düzeltme dalgalarının C evreleri olabilir. Bu ihtimal, sadece borsalar için sözkonusu. Gelişmiş borsalarda 2000 zirvelerinden başlayan kalıplar, bir ihtimal, yassı düzeltmeler olabilir. Buna göre 2000-2002 düşüşleri A, 2003-2007 yükselişleri B ve nihayet 2007-2009 düşüşleri C olmak üzere yaklaşık 8 yıllık yassı düzeltmeler ilerlemiş olabilir. Kalıp buysa, borsa endeksleri 2008 diplerini kırmayacak, en kötü ihtimalle bir iki sene 2008 diplerinin üzerinde seyrettikten sonra yeni zirvelere doğru yükseliş dalgalarını sürdürecektir. Gelişmekte olan pazarlarda ise itkisel kalıplar, bizim [3] olarak etiketlediğimiz 2006 zirvelerinde sona erdiyse, 2006 düşüşlerinde A, 2007 yükselişlerinde B ve 2008 düşüşlerinde de C dalgaları ilerlemiş olmalıdır. Eğer kalıp buysa, gelişmekte olan pazarlarda da 2008 dipleri kırılmayacak, en kötü ihtimalle 2010 yılı içindeki orta vadeli bir geri çekilmenin ardından yeni zirvelere doğru bir yükseliş dalgası başlayacaktır. Bizim tercih ettiğimiz sayımlar bu şekilde değil. Ancak varsayalım ki, ilerlemekte olan kalıplar bizim tercih ettiğimiz biçimde değil de yukarıda anlatılan biçimde olsun; Bu durumda küresel varlık spekülasyonu önümüzdeki yıllarda daha da şişkin balonlar yaratacak demektir.

İkincisi, bizim sayımlarımızda öngördüğümüz üzere, yükseliş dalgaları 2007 zirvelerinde sona erdiyse, 2008 dalgası, çok daha uzun yıllar boyunca ilerleyecek bir düşüş dalgasının sadece ilk evresi olmalıdır. Bu durumda 2009 iyimserliği uçucu olacaktır. Borsalarda toparlanma çabaları sona yaklaşmış, hatta bitmiş olabilir. Aynı şekilde Dolar’ın değer kaybı da sona ermek üzere olmalıdır. Eğer bizim tahminimiz doğruysa, 2009 iyimserliği, uzun yıllar sürecek bir düşüş dalgasının içindeki geçici bir düzeltme olarak kalacaktır.

Önümüzdeki aylarda en kritik piyasa, başta ABD hazinesi tahvilleri olmak üzere, bütün dünyadaki bono-tahvil piyasaları olacaktır. Bu piyasalarda, faiz seviyelerinin kritik seviyeleri geçmesi, yeni bir kötümserlik dalgasını ateşleyebilir. Bu trendin, ABD dolarının yükselişi ile at başı gitmesi ise, hem borsalara, hem de mal piyasalarına çok yoğun satışlar getirecektir. Cycle dereceli küresel iyimserlik dalgasının bitişini teyit edecek devam budur. 2008 yılı boyuna hiç gündemden düşmeyen "deleveraging", yani borçların likidasyonu, riskin küçültülmesi ve nakite dönüş 2010 ve sonrasında hızla yeniden gündeme gelecek, bu trend küresel paniği körükleyecektir. Elliottisyenlerin 2000’li yıllar boyunca, küresel varlık balonu şişerken izlediği devam senaryosu buydu. 2009 iyimserliği, şu ana kadar ulaştığı seviyeler dikkate alındığında bu senaryodan vazgeçmeyi gerektirmiyor. Tam tersine, ilk dalgaya karşı yönde ilerleyen bir düzeltme görüntüsü hemen hemen tüm piyasalarda üç dalgalık kalıpların oluşmasına neden oldu. 2010 yılı bu nedenle kritik bir dönemdir. Bu dönemde ilerleyecek dalgalar Elliottisyenlerin yıllardır izledikleri devam senaryolarını ya boşa çıkartacak, ya da teyit edecek.

Eğer 2010 yılı boyunca, 2008 kötümserlik trendinin dip seviyeleri aşağıya geçilmez ve iyimserlik devam ederse, yeni bir yükseliş trendinin filizlendiği düşünülebilir. Ancak eğer 2009 iyimserliği sona erer ve düşüş dalgaları başlarsa, bu dalgaların ilerleme hızı çok önemli olacaktır. Bizim takip ettiğimiz sayımlara göre, 2009 düzeltmeleri sona erdikten sonra gelecek dalgalar [3] ya da [C] olarak etiketlenecek. Gerek 3’ler, gerekse C’ler şiddetli kişilikleri ile bilinen dalgalar. Bu dalgalarda duygusal arkaplan, [1] ya da [A]’lardan çok daha güçlüdür. O halde, Elliottisyenlerin tahmin ettiği devam senaryosunun şiddeti de ortaya çıkıyor: Bu dalgalar çok hızlı momentumla hareket ediyor olmalıdır.

Böylece 2010 yılı içinde piyasaları nasıl takip edeceğimizi biliyoruz:

1.Her şeyden önce, başta ABD hazine tahvilleri olmak üzere, tüm dünyada bono-tahvil piyasalarını izliyor olacağız. Düşüş dalgaları, bu piyasalarda yaşanacak ani değişimlerle tetiklenebilir.

2.Borsalarda geri çekilmelerin hangi momentumla ilerlediğine bakacağız: Eğer tahmin ettiğimiz üzere [C] ya da [3] olarak etiketlenecek dalgalar geliyorsa, bu dalgaların başlangıçları da kuvvetli olmalı.

3. Çapraz kurlarda Dolar lehine kuvvetli dalgalar ilerleyip ilerlemediğine bakacağız: Muhtemel bir borç likidasyonu süreci, kuvvetli dolar rallileri ile ilerlemeli.

4. Mal piyasalarında kısa-orta vadede daha dengeli trendler ilerleyebilir, ancak süreç deflasyonist bir çöküş süreciyse, mal piyasalarında değer kayıpları devam etmelidir.

5. Gelişmekte olan pazarların performansı bir başka sinyal olacaktır. [3] ya da [C] olarak etiketlenen dalgalarda hırs, yerini korkuya bırakacaktır. Korku dalgaları yükseldiğinde, gelişmekte olan pazarlardan kaçış oldukça muhtemeldir. 2010 yılı içinde özellikle BRIC endeksleri dikkatle izlenmeli. BRIC borsa endekslerinde düşüş dalgalarının şiddeti, küresel dalganın şiddeti hakkında fikir verecektir.

6. Nihayetinde [C] veya [3] olarak etiketlenen dalgalarda sosyal arkaplan aşırı depresiftir. Özellikle Primary dereceli dalgalarda kitlelerin hafızasına kazınan sosyal olaylar bu dalgalarda yaşanır.

2010 yılı boyunca yukarıda sıralanan dalga karakteristiğinin gerçekleşip gerçekleşmediğine bakacağız. Eğer tercih ettiğimiz dalga sayımındaki kalıplar ilerliyorsa, dalganın şiddeti, fazla tereddüde yer bırakmayacaktır.

 

Copyright © 1999+