EnglishE-Mail
Borsanaliz.com

Not Defteri 10-01-2010 Tuncer Şengöz
Reel Kur Endeksi ve Devalüasyonlar Tarihi-II

2010 yılının ilk haftaları yeniden IMF tartışmaları ile geçti. Türkiye’nin IMF ile anlaşmak üzere olduğu haberlerinin yarattığı heyecanla Dolar kuru Aralık ayındaki oynaklıkta yükseldiği 1.51-1.52 seviyelerinden 1.46’nın altına, hazine tahvil faizleri yeniden 9’un altına geriledi.

10 Mayıs 2009 tarihli Not Defteri 'nde Reel Kur Endeksi’ni ve devalüasyonlar tarihini incelemiştik. O analizde Reel Kur Endeksi’nin 1994 yılından beri ilerlemekte olan dalga yapısının tamamlandığı ve 2008 zirvesinin muhtemel bir Cycle dereceli zirve olduğu sonucuna ulaşmıştık.

IMF’le anlaşma haberleri ile başlayan tartışmalara bir katkıda bulunmak üzere, 10 Mayıs 2009 tarihli analizi güncelleme ve biraz daha derinleştirme zamanı geldi.

Reel Kur Endeksi’nde ilerlemekte olan kalıbı bu sayımla izliyoruz. 2008 yılı Ocak ayında 192 seviyesinde zirve yaptıktan sonra 159’a kadar çözülen RKE, 2009 yılının tamamını yülselişle geçirdi ve yılı 171 seviyesinde tamamladı. Böylece 33 puanlık düşüşün 12 puanı, yani yaklaşık üçte biri geri alındı.

2009 yükseliş dalgası, 2008 düşüş dalgasının %38 geri alım seviyesine ulaşmaya çalışıyor. Bu seviye 173. Daha yukarıda, 177 seviyesinde %50 geri alım hedefi var. C=A hedefi de 176 seviyesinde. Bu sayıma göre, TÜFE bazlı Reel Kur Endeksi’nde makul düzeltme hedefi 173-176 bölgesi görünüyor ve IMF haberleri ile tetiklenen sürü davranışları ile RKE Ocak ya da Şubat içinde düzeltme hedefine ulaşabilir. Daha yukarıda 181 seviyesinde %62 geri alım hedefi var. IMF haberleri ile TL’ye yönelik boğa beklentileri bir süre daha canlılığını koruyabilirse, bu hedefe kadar bir yükseliş ihtimali olacaktır.

Mevsimlik grafikte 1988 ve 1994 diplerinde oluşan majör uyumsuzluk sinyalleri ile dalga yapıları sona ermişti. 2001 ve 2008 zirvelerinde negatif uyumsuzluk sinyalleri oluştu. Bu sinyal, 2008 yılında ilerleyen hızlı düşüş dalgası ile küçük derecede teyit edildi. Bir büyük derecede teyit edilmesi için Reel Kur Endeksi’nin 2006 dibini, yani 142 seviyesini aşağıya geçmesi gerekiyor. İlk düşüş dalgasına tepki olarak ilerlemekte olan kısa-orta vadeli dalganın ardından gelecek geri çekilmede 142 dibinin denenmesini bekleyeceğiz. 2008 zirvesinden düşüşün kalıbı, muhtemelen 142 dibinin kalıcı olarak kırılıp kırılmadığına bağlı olarak belirginleşecektir. 140 civarında bir dip, düşüş dalgasının zigzag, 140’ların kalıcı olarak kırılması ise itkisel olduğunu gösterecektir.

Bu grafik, 1994 ile 2007 arasında ilerleyen zigzag kalıbın zaman ve fiyat eksenlerinde nasıl bölündüğünü gösteriyor. Zaman ekseninde iki yükseliş dalgası, hemen hemen eşit sürelerde ilerlemiş. Fiyat ekseninde ise 2001 zirvesi, 1994-2008 yükselişini tam altın oranla bölmüş.

Bu grafik, 140-145 bölgesinin önemini de gösteriyor. Eğer TÜFE bazlı Reel Kur Endeksi, bu seviyelerin altına yönelirse, 1994-2007 yükselişinin üç dalgalık kalıbı teyit edilmiş olacak.

Bu grafik, 2009 yükselişinin teknik zayıflığına da işaret ediyor. %10 civarında değer kazanan Reel Kur Endeksi, bu görüntüsüyle yeni bir trendin başlangıcının değil, kırılan trend çizgisine geri dönüş çabasının yaşandığını gösteriyor. Bu anlamda 2009 dalgası, geçmiş dönem değerli TL trendlerine nostaljik bir geri dönüş çabasında görünüyor. IMF haberleri, bu nostaljik çabayı kısa vadede biraz daha ateşlese de, 2006 benzeri bir kuvvetli trend çok kolay görünmüyor. Dikkat edilirse 2006 dibine geri dönüş, kırılan [A] zirvesinin geri-denemesiydi. Bu tarihten sonra ilerleyen dalgada kalıp tamamlandı.

Bu grafik de, 1994-2008 dalgasının ayrıntılı sayımını gösteriyor. 1994-2001 dalgası itkisel, 2001-2008 dalgası ise sonlanan diyagonal olarak sayılabiliyor. RSI göstergesinde 2001-2008 dalgasının zayıf momentumu ve negatif uyumsuzluk, zigzag dalga sayımımızı destekleyen önemli teknik sinyaller. Bu görüntü içinde 2009 yılındaki yükseliş dalgasının zayıflığı ise, ayrıca bir yorumu gerektirmiyor.

10 Mayıs 2009 tarihli yazıda, bu dalga yapısının uzun vadede hangi kalıba ait olabileceğini tahmin etmek üzere bir tarihsel model kurmuş ve 1940’lardan beri ilerlemekte olan Supercycle dereceli bir düşüş dalgasının içinde Cycle III’ün 1994 yılında dip yaptığını ve o tarihten sonra da Cycle IV’ün başladığını ileri sürmüştük. Her ne kadar 2008 zirvesini bir majör tepe olarak değerlendirsek de, bu dalganın IV no’lu dalganın nihai tepesi olduğunu iddia edemeyiz. Cycle IV, daha karmaşık kalıplara dönüşebilir. Örneğin, 2010’lar boyunca 100’le 200 arasında bir üçgen oluşabilir. Görüntü daha belirgin kalıplara dönüşene kadar bizi ilgilendiren, 2008 başında başlayan düşüş dalgasının ne şekilde devam edeceği olmalı. Üst sınırımızı 200, alt sınırımızı ise 140-145 olarak belirliyoruz ve bugünlerde bu bölgenin hemen hemen tam ortasındayız.

Kur analizlerimizde kritik bir dönemeç olarak karşımıza çıkan 1994 yılı, diğer piyasaları incelediğimizde de önemli bir satır başı görünüyor.

Hazine Bono ve tahvillerinde gösterge faizin son 10 yıllık değişimi bu şekilde etiketliyoruz. Grafiğimizde görünmeyen [1] no’lu dalganın başlangıcı ise 1994 yılına geri gidiyor. Başka bir deyişle, Reel Kur Endeksi’nde dalga yön değiştirirken, hazine bono ve tahvillerinde de yön değiştiriyor. [1] no’lu dalga, 1994 yılının kargaşası içinde 650-800 seviyelerinden başlayarak 2000 yılına kadar 5-6 sene boyunca ilerliyor. 2000-2001 döneminde bu düşüş dalgası sert bir zigzagla düzeltildikten sonra 5 senelik bir düşüş dalgası daha geliyor. Bu dalgada da faizler 280 seviyesinden 13’e kadar çözülüyor. 2006-2008 döneminde, [2] ile almaşık, üçgen kalıplı [4] no’lu dalgada faizler yeniden yükseliyor ve 24-25’te tepe yapıyor. 2008 sonunda [5] no’lu dalga bu seviyeden başlıyor. 2009 yılında, en düşük 7.67 görüldü. Daha önceki bütün dalga sonlarında, RSI uyumsuzluklarıyla dönüş başlamıştı. Şimdilik bir uyumsuzluk yok. Buna karşılık RSI aşırı düşüş bölgesine girdi ve faizler 9.55’e yükselirken bu bölgeden çıktı. Şimdi IMF haberleri ile faizler yeniden çözülmeye başladı. RSI da yeniden aşırı düşüş bölgesine yöneldi. Mevcut görüntü, [5] no’lu dalganın tamamlanmak üzere olduğunu gösteriyor olabilir. Reel Kur Endeksi ile gösterge faizi arasındaki uyumsuzluk da bir başka sinyal kabul edilebilir.

Gelelim bu dalgaların üzerinde kimlerin yüzdüğüne …

İMKB’de Bankacılık Endeksi verileri, 1997 yılından başlıyor. Bankacılık sektörüne ait hisse senetlerinin fiyat verileri ise biraz daha geriye gidiyor. Önümüzdeki aylara yönelik bir tahmin yapmadan önce, dört büyük bankanın fiyat değişimine bakalım:

Iş C’de en uygun dalga sayımı bu görünüyor. Dalga, Reel Kur Endeksi ve Gösterge Faiz’deki dalgalardan önce başlıyor. 1990 tepesinde [1] no’lu dalganın sona erdiğini varsayıyoruz. 1991-92 düzeltmesinde İş C %84 değer yitiriyor. 1993 yükselişinin ardından gelen 1994 düşüşünde de aynı şekilde %84 değer kaybettikten sonra yıllar sürecek uzun bir dalga başlıyor. Yıllara yayılan bu dalganın artık en son evresindeyiz. Gerek dalga sayımımız, gerekse 1997 yılından beri oluşan üçüncü RSI uyumsuzluğu bu düşüncemizi destekliyor. [3] çok aşırı uzatan bir dalga olduğu için, [5] no’lu dalganın fazla ötelere gidemeden sona ermesi gerekiyor.

1992 ile 2009 arasında İş Bankası C, tam 14,778 kat yükselmiş. Cycle dereceli dalganın başladığı 1980’li yıllara ait veriler yok. Onları da dahil ettiğimizde karşımıza çıkan rakam akıllara durgunluk veren bir miktar olacaktı.

Yapı Kredi Bankası’ndaki kalıbı da bu şekilde etiketliyorum. Bu sayıma göre, kalıbın sona ermiş olması gerekiyor. [5] no’lu dalganın uzatmakta olduğunu düşünmüyorum. Çünkü [3] no’lu dalga aşırı uzatan bir dalgaydı. Eğer YKB yeni bir tarihi zirveye ulaşamazsa, 2009 içinde çok ciddi geri alış yapmış bir düzeltme dalgasının ilerlediğini düşüneceğim. Yeni zirveye giderse, bu tepeyi düzensiz bir [B] olarak etiketleyeceğim. Bir ihtimal, aynı U-100’ün 1986-1989 arasındaki yapısı gibi, dalga bölünerek yükselmiş ve yukarıdaki sayımdaki Primary [1]-[2]-[3]-[4]-[5] etiketleri bir derece küçük olabilir. Bu durumda bile yükseliş dalgası sınırlı olacaktır.

RSI göstergesindeki üçüncü negatif uyumsuzluk da bu tahmini destekliyor.

Yapı Kredi Bankası, 1991-92 düşüşünde %67, 1994 düşüşünde ise %81 değer yitirmiş. Başka bir anlatımla düşüş dalgalarında, İş Bankası’na göre daha kuvvetli kalmış. Son yıllarda bankacılık sektörünün en büyük dört bankası içinde en zayıf seyir YKB’de olmuş. 1998 düşüşünde %79, 2000-2002 düşüşünde %85 değer kaybetmiş.

1992-2009 dalgasında YKB 9,105 katına katlamış. Gene de bu getiri, diğer üç bankaya göre en zayıf performansa işaret ediyor. 2003-2009 yükselişinde YKB’nin getirisi, %818 ve bu getiri İşC’nin %710 getirisinden sonraki en düşük performansı gösteriyor.

Akbank’ın performansı, 1990’larda diğer bankalara göre bariz farklılıklar gösteriyor. Örneğin 1994 düzeltmesinde Akbank, %67 ile diğer bankalara göre en sağlam duran banka olmuş. 1995 yılında da %62 değer yitiren İşC’ye karşılık Akbank YKB ile birlikte %37 değer kaybı ile en az düşen banka olmuş. 2000-2002 ve 2003 düşüşlerinde de sırasıyla %71 ve %40 değer kaybı ile en iyi performansı göstermiş.

Buna karşılık 1992-2000 performansı en düşük banka Akbank; Bu dönemde fiyatı 1,392 katına katlamış.

Akbank’ta uzatan bir [5]’in sonlarına gelindiğini düşünüyorum. RSI göstergesindeki minör ve majör uyumsuzluklar da bu düşüncemi destekliyor.

Garanti Bankası’na gelince … Diğer bankalara göre en oynak fiyat değişimi bu bankada. Son dönemdeki aşırı performansı ise ayrıca dikkat çekiyor. Diğerlerine göre en tipik dalga yapısı bu hisse senedinde ilerliyor ve bu yapıdaki uzatmalar çok ilginç görüntüler oluşturuyor.

Garanti Bankası’nda 1992 yılından beri ilerleyen dalgaların hepsinde 1-3/2-4 kanalları genişliyor. 1992-2000 döneminde genişleyen kanal içinde ilerleyen Primary [3], gene genişleyen kanal içinde uzatan bir (5) ile sona ermişti. 2002’den sonra bir kez daha genişleyen kanal içinde ilerleyen bir dalga görüyoruz. Bu dalga artık sonlarına yaklaşıyor. Diğer bankalarda olduğu gibi Garanti’de de RSI uyumsuzlukları yavaşlayan ve momentum yitiren dalgaya işaret ediyor.

Yukarıdaki tablo, Garanti Bankası’nın fiyat hareketindeki sapmayı gösteriyor. 1991 ile 2003’e kadar diğer bankalarla benzer performans gösteren Garanti’nin 2003-2009 getirisi %2027.

2000’lerin başında Garanti, YKB ile benzer performansı göstermiş ve %82 değer yitirmişti. 2003’ten sonra %818 getiri sağlayan YKB’ye göre yaklaşık üç misli daha iyi performans gösterdi.

Aynı şekilde 2009 performansı da oldukça çarpıcı; Diğer bankalar %150-200 civarında getiri sağlarken Garanti %308 yükseldi.

Bankacılık sektörü endeksindeki yapı ise muhtemel bir kaç devama işaret ediyor. Alternatiflere sırasıyla göz atalım:

Bu sayıma göre Cycle dereceli kalıp tamamlandı ve sektör endeksi düzensiz bir tepe oluşturmak üzere yeni tarihi zirveye yöneldi. Bu zirve, 2007 zirvesinden bir miktar savrulmanın ardından görülmeli ve Cycle dereceli düzeltmeyi tamamlamak üzere Bankacılık Endeksi, 2008 dibinin de altına itkisel bir düşüş başlatmalı.

İkinci alternatif bu. Bu sayıma göre zirve oluşumu mevcut orta vadeli dalganın ardından gelecek bir düzeltmenin ardından ikinci bir yükseliş çabasının sonucu oluşacaktır. Bu sayımın sinyali, tepede takoz görünümü ve 2007 zirvesinin üzerine yükselişin ardından yeniden bu zirvenin altına yönelecek bir düzeltme olacaktır. Bu kalıba göre, Bankacılık endeksindeki yükseliş dalgası önümüzdeki iki-üç yıl boyunca devam edebilir. Ancak bu sayıma göre de çok derinlere gidecek bir düşüş dalgası kaçınılmazdır.

İlk alternatiften farklı olarak düşüş dalgası sadece ötelenmiş olacak.

Bu sayım diğerlerinden farklı olarak, uzun yıllar sürmüş, uzatan bir primary [1]’in ardından tamamlanmak üzere olan bir itkisel dalgayı gösteriyor. Bu sayım da 2010 ile 2012 arasında derin bir düşüş dalgası öngörüyor, ancak bu sayımın yorumu kolay değil. Çünkü bu sayım bir kaç soruyu beraberinde getiriyor:

1. Sektör endeksindeki dalga sayımı, neden endeks üzerinde çok büyük ağırlığı olan dört büyük bankadan farklı?

2. Dört büyük bankada da aşırı uzatmalar var ve bu uzatmalar çok uzun sürecek düzeltmelerin sinyali. Buna karşılık yukarıdaki sayım, sektör endeksinde düzeltmenin çok uzun yıllar sürmeyeceğini ve ani ve derin bir düşüş dalgası gelse ve bu dalga sektör endeksini 2000’lerin başındaki seviyelere çekse de, bankacılık sektörüne uzun vadede daha büyük yükseliş dalgalarının geleceğini gösteriyor.

Bu iki soru, eğer ilerleyen dalga yukarıdaki sayımdaki gibi etiketlenecekse çok ilginç olasılıkları akla getiriyor. Dört büyük bankanın kalıbı ile sektör endeksinin farklılaşması bir tek şekilde izah buluyor: Önümüzdeki on yıl içinde bankacılık sektöründe çok büyük konsolidasyonlar, birleşmeler ve kompozisyon değişiklikleri olmalıdır. Daha açık bir ifadeyle, on yıl sonraki Bankacılık Endeksi’nde en büyük ağırlık, şu andaki ağırlığı taşıyan bankalarda olmayacaktır.

Bu varsayım oldukça spekülatif ve tartışılması gereken çok ilginç olasılıkları içeriyor. Bu tartışmayı yapmak için çok erken. Ancak grafiklerde oluşan kalıplar, düşünen ve sorgulayan beyinler için sis perdesinin ötesinde bugünden fazla ihtimal verilmeyen çok ilginç olasılıkları irdelemeyi gerektiriyor.

Bu olasılıkları ve muhtemel sonuçları düşünmeyi okuyucuya bırakıyorum. Ancak, çok önemli bir hatırlatmayı yaparak: Her şey göründüğü gibi değildir.

10 Mayıs 2009 tarihli yazıyı güncelleyip, analizi derinleştirdiğimizde karşımıza çıkan görüntüler bunlar. Ancak analiz bu haliyle bile yeterli görünmüyor. İçinden geçtiğimiz süreci ve Cycle dereceli dalgaların neleri getirip neleri götürdüğünü anlamak için Türkiye’nin son 15 yıllık sosyonomik tarihini biraz daha dikkatli incelemek gerekiyor.

Analizimize yeni bir boyut katmak üzere, bir sonraki güncellemede filmi biraz geriye saracağız. Reel Kur Endeksi’ni, Hazine bono/tahvillerinde gösterge faizi Cycle derecede sürükleyen dalganın başlangıcına, 1993-94’ün dünyasına gideceğiz. O dünyanın aktörlerine, gündemine, sosyonomik arkaplanına biraz daha dikkatli bakacağız.

Bu bakış, içinden geçtiğimiz tarihsel sürecin ne kadar büyük değişimleri beraberinde getirdiğini ve bu değişimin henüz tamamlanmadığını bize gösterecek.

 

Copyright © 1999+