ABD Doları karşısında en ciddi direnci gösteren para birimlerinden biri de Güney Afrika Randı. Rand’da 2009 Ekim’inden beri devam eden sıkışma, ilginç olasılıkları da beraberinde getiriyor.
Yukarıdaki sayım, muhtemel devam olasılıklarından bir tanesini gösteriyor. İnceleyelim:
Dolar’ın Rand karşısında yükseliş dalgası, 2001 yılının Aralık ayında sona ermişti. Dolar’ın bir buçuk sene içindeki %100’e yakın değer kazancı, fiyat hareketinin manik karakterini açıkça gösteriyordu. Bütün finansal çılgınlıkların, başlangıç seviyelerinin de altında sona ermesi tezi, Dolar’ın 2004 yılının Aralık ayına kadarki %55’lik değer kaybı ve 5.60’a kadar düşüşüyle bir kez daha kanıtlandı. 2001-2004 düşüş dalgası hem itkisel hem de üçlü zigzag olarak sayılabiliyor. Bu nedenle teyit edilene kadar yukarıdaki sayım hala şüpheli ve Dolar’ın Rand karşısında yeniden 5.60’a kadar düşüş olasılığını gözardı etmemek gerekiyor.
Yukarıdaki sayım üzerinden gidersek, 2001-2004 dönemindeki düşüş dalgasını, tereddütsüz bir üçlü zigzag olan 2005-2008 yükselişi izledi. Bir seneyi biraz aşkın süredir de, 11.87 seviyesinden başlayıp 7.30 seviyesine kadar devam eden bir düşüş dalgası ilerledi.
Son üç aylık sıkışma, üçgen görüntüsü ile 2008 Ekim tepesinden başlayan dalganın itkisel olduğunu ve minor dereceli bir dördüncü dalganın ilerlediğini düşündürse de, Primary dereceli sayım, son düşüş dalgasının itkisel değil, düzeltme karakterli bir dalga olması gerektiğini gösteriyor. Kısa vadede Rand’ın yeni bir dibe çekilmeden, yukarıdaki grafikte görüldüğü üzere bir yükseliş dalgası başlatması, bizim tercih ettiğimiz sayımı teyit edecektir. Eğer Rand, 7.30’un altındaki bir dibe çekilirse, 2004, 2006 ve 2007 diplerinden geçen trend çizgisi kırılacağı için, yukarıdaki sayım şüpheli hale gelecek.
Biz, şimdilik yukarıdaki sayımın doğru olduğunu kabul ederek analizimizi sürdürelim. EDP rehber ilkelerinden biri, üçgenlerde A-C-E ve B-D dalgaları arasında %62 ile %76 arasında dalga oranları görmemiz gerektiğini söyler. Rand’ın [A] dalgası ile, 7.3 dibinde sona erdiğini varsaydığımız [C] dalgası arasındaki oran %68. Eğer aynı orantı içinde üçgen kalıbın [D] ve [E] dalgaları ilerleyecekse, önümüzdeki aylarda Rand’ın önce 11.5’e doğru yükseldiğini, daha sonra da 8.65’e doğru geri çekildiğini görmemiz gerekiyor. 2001-2004 düşüşü ve 2005-2008 yükselişi üçlü zigzag kalıplarda olduğı için de, görmeyi beklediğimiz [D] ve [E] dalgalarının çok küçük düzeltmelerle bölünen basit kalıplı dalgalar olması gerekiyor. İdeal üçgen kalıp için tahminimiz bu şekilde.
Kısa vadede Rand’ın bir düşüş dalgası ile 7.3’ün altına yönelmesi, yukarıdaki ana sayımı bozmayacak. Sadece, [C] dalgasının henüz sona ermediğini ve bu dalga içinde (A)’nın 2009 Ocak dibine değil, bu kısa vadeli düşüş dalgasının dibine etiketlenmesi gerektiğini gösterecek. Ancak bu durumda, düşüş dalgasının 6.0-6.5 bölgesinde sona ermesi, ya da en kötü ihtimalle 5.5’in üzerinde sona ermesi gerekiyor.
Kısacası, kısa vadede Güney Afrika Rand’ında bir yükseliş dalgası başlarsa, yeni fiyat bölgesi 8.5 - 11 bölgesine, düşüş dalgası devam ederse 6.8 - 8 bandına taşınacak. Şubat ayının kalan günleri bu bakımdan önemli. Eğer Şubat ayı içinde Rand kuvvetli bir ralli başlatırsa, yukarıdaki yol haritasını izleyeceğiz. Sıkışma devam eder, ya da Rand yeni bir dibe gerilerse, üçgen kalıbın [C] dalgasının hala sona ermediğini ve zaman ekseninde çok daha uzun bir zamana yayılarak, belki de 2013-2014 dönemine kadar uzayacağını düşüneceğiz.
Gney Afrika Rand’ı, oldukça uç bir örnek olmakla beraber, pek çok gelişmekte olan ülke para birimi için fikir veriyor. Bu görüntülerin ne anlama geldiğini yorumlamaya çalışalım.
Küreselleşme: 21. yüzyıl kolonyalizmi
Güney Afrika, 1990 yılına kadar, ırk ayrımına dayalı politikaların uygulandığı, geri kalmış bir 3. dünya ülkesi olarak biliniyordu. Ülke kaynaklarını elinde tutan beyaz azınlık, içeride Apartheid adı verilen ayrımcı politikalar uygularken, ülkenin zengin varlıklarını sadece siyahlarla değil, dünyanın geri kalanıyla da paylaşma konusunda isteksizlik gösteriyordu. Ayrımcı politikalar uyguladığı ve insan haklarını ihlal ettiği için, Batılı ülkelerin başını çektiği dünya ülkeleri Güney Afrika mallarını boykot etmeye başlayınca, ülke ekonomisinde sıkıntılar arttı. 1980’lerin sonunda bütün dünyaya dalga dalga yayılan küreselleşme rüzgarları, Güney Afrika’da da etkisini gösterdi ve 1990 yılında Apertheid politikalarını sona erdirmek üzere görüşmeler başladı. 1994 yılında yapılan seçimlerde, siyahi lider Nelson Mandela %62 oy alarak başkan seçilince, ayrımcı politikalar sona erdi. Bu tarihten sonra, Güney Afrika ekonomisinde “yapısal” değişimler de başladı. Ülke hızla küresel ekonomiye eklemlendi. Güney Afrika Rand’ı ZAR kısa zamanda en aktif alınıp satılan bir para birimi haline dönüştü. Aşırı oynaklık içinde ZAR, 2002 ile 2005 arasında Dolar karşısında en çok değer kazanan para oldu. Irk ayrımcılığı sona ermiş, siyahlar uzun yıllar süren ırkçı politikaların ardından, bir takım siyasal haklar elde etmişlerdi. Ancak buna karşılık Güney Afrika, ekonomik eşitsizliğin en yaygın olduğu ülkelerden biri olmaya devam ediyor. İşsizlik hala çok yüksek seviyelerde ve Kongo, Mozambik, Zimbabwe, Malavi gibi ülkelerden göçmenler, ucuz emek gücünü oluşturmak üzere akın akın Güney Afrika’ya geliyorlar.
“Demokratik” haklarını elde etmiş siyahi çoğunluk, dünyanın en büyük maden yataklarının üzerinde, yoksulluk ve sefalet içinde yaşamaya devam ediyor. Dünya altın rezervlerinin %70’i, elmas rezervlerinin %70’i ve vanadyum rezervlerinin %65’i Güney Afrika’da. Bunlardan başka ülke, platin, uranyum, manganez, krom, demir cevheri, asbest ve antimondan oluşan zengin bir maden varlığına da sahip. 20. yüzyılın başında önemli bir tarım ve hayvancılık ülkesi olan Güney Afrika’da tarım ve hayvancılık geriliyor, çevre tahribatı bütün hızıyla sürüyor. Olağanüstü işsizlik ve gelir adaletsizliğine karşılık Güney Afrika, geniş bantlarda dalgalanan para birimi ZAR, son on senede beşe katlayan borsa endeksi, zengin maden yatakları ile artık “gelişmiş” ekonomilerden biri. Böylesine zengin kaynakları olan bir ülkenin insanlarının neden yoğun gelir adaletsizliği ve işsizlik içinde yaşadıkları ayrı bir konu. Hızla tahrip edilen doğal çevresi ile Güney Afrika, adına küreselleşme dediğimiz 21. yüzyıl kolonyalizminin “özgürlük” getirdiği, buna karşılık kaynaklarını alıp götürdüğü bir ülke.
Ünlü kitabı, Çöküş/Medeniyetler Nasıl Ayakta kalır ya da yıkılır? İsimli kitabında Jared Diamond, 10 ve 11. yüzyılda bugünkü Paraguay’da yükselen ve çevresini kolonileştirdikten sonra çöken Chaco toplumunu incelerken çok ilginç bir soru soruyor:
"Diğer merkezler Chaco’ya neden yardım yapıyordu? Neden karşılığında bir şey almadan, itaatli ve düzenli bir şekilde kereste, çömlek, taş turkuaz ve gıda gönderiyordu?"
11. yüzyılda Chaco çöktükten sonra, merkezde ve kolonileştirdiği çevresinde kanlı çatışmalar başlamış, çöken ekonomi ve yok olan eko-sistem, Chaco uygarlığına eklemlenen bütün toplumları yamyamlığa varan bir vahşetin içine çekmişti.
Diamon, bir bilim adamı gözlüğüyle bu soruyu sorduktan sonra, yanıtını da bir sonraki satırda veriyor:
"Bunun cevabını günümüz toplumlarından görebiliriz: İtalya ve İngiltere gibi ülkelerde Roma ve Londra gibi büyük şehirler herhangi bir üretim yapmıyorlar, fakat buraları siyasi ve dini merkezler. Bu nedenle ilgili ülkelerdeki diğer bölgeler bu şehirleri besliyorlar."
Jared Diamond’ın son cümlesindeki “ilgili ülkelerdeki diğer bölgeler” ifadesini, günümüz küreselleşmiş dünyasında “yeryüzündeki diğer ülkeler” ifadesi ile değiştirirsek, bin yıl içinde dünyada neyin değiştiğini kolayca görebiliriz.
Günümüzde gelişmekte olan pazarlar başlığı altında toplanan ülkelerin piyasalarında sürdürülen spekülatif etkinliğin gerisinde neyin yattığını, bir kağıt değişimi sırasında kağıtlardan birinin değeri düşer, diğeri yükselirken, dünyanın en zengin maden yatakları üzerinde yaşayan insanların neden gelir adaletsizlikleri içinde, işsizliğe mahkum bir şekilde tahrip edilen çevrelerinde yaşamaya çalıştığını anlamak kolaylaşıyor. Chaco toplumu kendisine “itaatli ve düzenli bir şekilde” ihtiyaçları gönderilirken, bunun karşılığında ne veriyordu, hala anlaşılmış değil. Günümüz toplumlarında, kendilerini besleyen çevre kolonilerine kağıt veriliyor; Bir zenginlik ölçeği olarak biriktirilsin diye...
Üçlü zigzaglar: neden şimdi?
Ralph Nelson Elliott, üçlü zigzagların nadir rastlanan dalga yapıları olduğunu söylemişti. Benzer biçimde, genişleyen üçgenlerin, genişleyen diyagonallerin ve küçük dereceli alt dalgaları birbirlerinin fiyat bölgesine sarkan karmaşık yapıların da çok sık görülmediğini biliyoruz. Oysa, son bir kaç senedir fiyat grafikleri üzerinde sürekli bu kalıpları görüyoruz. Daha kısa vadeli analizlerimizde, sürekli bu kalıpların nadir olduğundan söz ediyor, buna karşılık dalga yapıları karmaşıklaştıkça sayımlarımızı bu kalıplarla yapıyoruz.
Belki de geçmiş on yıllar boyunca bu kalıpları görmememizin nedeni, dalgaların daha güçlü uzlaşılar üzerinde ilerliyor olmasıydı. Daha küçük derecedeki dalgalar, büyük dereceli dalgaların ilerlediği yönde düzgün kalıplar oluşturmak üzere şekilleniyordu. Son on yıldır, her vadede aşırı oynaklığın artmış olması, geçmiş tüm dönemlerden farklı olarak, daha büyük dereceli bir dalga dinamiğinin harekete geçtiğini gösteriyor. Farklı derecede birbiriyle çatışan kitlesel duygular ve beklentiler, coşku ve korku patlamalarını birbiri ardına getiriyor. Büyük dereceli dalga ile küçük dereceli dalganın dinamiği çatıştığı sürece, finansal oynaklık da artıyor.
Güney Afrika Randı’nda 2001 yılına kadar yerel para değer kaybediyor, ABD Doları değer kazanıyordu. Bu dönemde yerel paradan kaçış, döviz talebini beraberinde getirmişti. (Hazırlık dönemi) Daha sonraki dönemde Dolar arzı aşırı boyutlara ulaştıkça Rand değer kazandı. (Alışveriş dönemi) 2001 zirvesinden itibaren ilerleyen dalga, muhtemelen Primary ya da Cycle dereceli bir yatay düzeltme. Bu dalga kendi yapısını tamamladığında, bir taraftan borçlanma, diğer taraftan transfer edildiği için azalan kaynaklar ve tahrip edilen doğal çevre ile başbaşa kalınacak. Güney Afrikalılar, avuçlarının içinde uçup giden doğal kaynaklar ve çevrelerine bakıp kendi kendilerine soracaklar: “Nasıl oldu da elimizde avucumuzda olan bunca şey uçup giderken, bir de üstüne üstlük bunca borcun altına girdik? Biz bu borçları nasıl ve neyle ödeyeceğiz?”
Çok daha sonraki zamanlarda, geçmiş zaman toplumlarını inceleyen bilim adamları ise şu soruyu soracaklar: “Diğer merkezler Batı’ya neden yardım yapıyordu? Neden karşılığında bir şey almadan, itaatli ve düzenli bir şekilde altın, elmas, uranyum, gıda, işlenmiş ya da yarı-işlenmiş mamul gönderiyorlardı?”