EnglishE-MailAbonelik Başvuru Formu
Borsanaliz.com
 

Not Defteri
 

Hem öğretici, hem de keyifle izlenen, "Elliott Dalga Prensipleri" ve "Finansal Piyasalarda Çılgınlık ve Çöküş" kitaplarının yazarı Tuncer Şengöz tarafından güncellenen Not Defteri bölümümüzde, IMKB endeksi, dünya borsaları, çapraz kurlar, mal piyasaları ve sosyal trendler analiz edilmekte, finans tarihi, teknik analiz, Elliott Dalga Prensipleri ve Sosyonomi disiplinini tanıtan teorik içerikli makaleler yayınlanmaktadır. 2000 yılından beri yayınlanan tüm analiz ve makaleler, site abonelerinin bilgilenmesi ve değerlendirmesi amacıyla sitemiz anasayfasından ulaşılabilen bir arşivde tutulmaktadır.

Not Defteri'nin önemli bir parçası olan ve 2003 yılı Nisan ayından beri güncellenmekte olan Aylık Strateji Raporu, site abonelerine sosyonomik bir tarihsel perspektif vermek ve genel yatırım atmosferini tüm ayrıntıları ile değerlendirmek amacıyla hazırlanmakta ve şu bölümleri içermektedir:

  1. Sosyonomik Değerlendirme
  2. Dünya Endeksi ve Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksleri
  3. Ana Avrupa endeksleri (FTSE, Cac, Dax, Mibtel), Ana ABD Borsaları (DJI, Nasdaq Composite, S&P500), Avustralya (All Ordinaries), Japonya (Nikkei225), Brezilya (Bovespa), Arjantin (Merval) ve Çin (Shangai Composite) borsa endekslerinin analizi, çapraz kurlar (USD/TL, Euro/TL, Euro/USD, USD/Yen), Altın, Gösterge Bono/Tahvil faizleri, 30 Year Treasury Bond, 10 Year Treasury Note, 5 Year Treasury Note, 13 Week Treasury Bill.
  4. Genel Değerlendirme

Aşağıda 5 Şubat 2006 tarihli Not Defteri'ni örnek çalışma olarak bulabilirsiniz.


Not Defteri 05-02-2006 Tuncer Şengöz
U-100 Güncelleme

Ulusal -100

28 Ekim 2005 haftasından beri ilk kez Ulusal 100 haftayı yeni bir en yüksek göremeden kapattı ve geçen haftanın zirvesi olan 46,475 grafik üzerinde bir minik izole tepe olarak kaldı.Geçen haftanın en yükseği olan 45,844 tarihi zirvenin 630 puan kadar altında kaldı ve hafta kapanışı olan 44,228 ile endeks tarihi zirvesinin %5 kadar altında Şubat ayının ilk haftasını bitirdi.

Bu haftaki analizimizde hem trendin bugüne kadar nasıl ilerlediğini teknik olarak analiz edeceğiz, hem de bundan sonra dalganın hangi muhtemel kalıplarda ilerleyebileceğini sorgulayacağız.

Yukarıdaki grafik, aritmetik skalada yükselişin son üç senedir nasıl ilerlediğini gösteriyor. Grafiğin altındaki gösterge ise 35 haftalık Volume ROC. Bu gösterge bize, 35 haftalık hacim değişim hızını gösteriyor.

Öncelikle fiyat grafiğimize baktığımızda, 55 haftalık ağırlıklı ortalamanın, üç yıldır ilerleyen orta vadeli boğa piyasasının alt sınırı ve en önemli desteği olduğunu görüyoruz. Endeks 2003 yılının ilk yarısını bu ortalama etrafında küçük salınımlarla geçirirken, önemli bir yükseliş dalgasının da zeminini oluşturuyordu. Bu yatay salınımlar, 2003 Ağustos'unda çok ciddi bir hacim patlaması ile sona ermiş ve endeks yavaş yavaş ortalamadan uzaklaşmaya başlamıştı. Son üç yılın en büyük hacim değişimi de o tarihte gerçekleşmişti. Bu hacim patlaması ile 2000-2003 arasında ilerleyen üçgen kırılıyor ve endeks büyük bir düzeltme dalgasını bitirdiğini teyit ediyordu.

İlk yükseliş dalgası 42 hafta sürdü. Bu dalga boyunca endeks 8,800'den 20,200'e kadar yükseldi ve bu ilk yükseliş dalgası yaklaşık 5 ay süren bir yatay dalga ile düzeltildi. Düzeltmenin sonunda endeks 55 haftalık ortalamasına kadar geri çekilmişti. İkinci hacim patlaması, bu düzeltme dalgasının ardından geldi. Aynı zamanda kırılan üç yıllık üçgene doğru geri çekilmenin sona erdiği ve yeni bir dalganın başlamakta olduğu, bu hacim artışı ile onaylanıyordu. Endeks, ilkine göre nispeten yavaş bir tempoda, o günlerdeki tarihi zirvesi olan 20,000'lere tırmandı ve 3. hacim artışı ile tarihi zirveyi kırdı. Artık rekorlar dönemi başlıyordu.

Ancak bu tarihten itibaren, teknik olarak sık rastlanmayan bir görüntü de grafikler üzerine yansımaya başlamıştı: Hacim artışları, artık patlamalar biçiminde değil, gitgide şiddeti azalan küçük parlamalar biçiminde gerçekleşiyordu.

Fiyat grafiği üzerinde de yavaş yavaş paralel bir kanal içindeki hareket belirginleşmeye başlamıştı. İkinci trend de tam 42 hafta sürdü. İlginç bir şekilde, bu dalganın hem süresi, hem de boyu, ilk dalgaya eşitti. Bu dalga, ilkine göre daha kısa sürede düzeltildi. Yaklaşık 2 ay süren bir geri çekilmede, endeks yeniden 55 haftalık ortalamasına döndü.

O günlerde piyasaya egemen olan korkular çok güçlü idi ve yaklaşık 2 yıldır devam eden yükseliş dalgasının sona erdiğini düşünenler büyük çoğunlukta idi. Bu düzeltmenin sonlarına yaklaşırken, 20 Mart 2005 tarihli Not Defterinde, Gemiden Atlama Zamanı mı başlıklı yazıda şu değerlendirmede bulunmuştum:

"Bu aşamada bence ... bir aşağı kırılmadansa, hızlı bir teknik düzeltmenin yaşandığını düşünmek daha mantıklıdır ... endeks şu aşamada, daha yukarılara gidebilmek için yakıt almak üzere geri çekilmiş görünüyor. Bu geri çekilmenin hızlı ve panik satışlarla ilerlemesi ise, uzun süredir çakılı bekleyen pek çok pozisyonu hareket ettireceğinden, 28,500'lerde tıkanan satıcıların yeniden canlanmasını sağlayacaktır.

Hayır, yukarıdaki cümle yanlışlıkla yazılmış bir cümle değil. Endeksin daha yukarıya gitmesinin önündeki engel, alıcıların değil satıcıların tıkanmış ve azalmış olmasıydı. Çünkü boğa piyasalarının yakıtı alıcılar değil, satıcılardır. Satıcının azaldığı aşamalarda boğa piyasası da tıkanır. Yakıt, satıcıların yeniden harekete geçmesidir. Satıcıların harekete geçmesi içinse hızlı ve sert düşüşlere ihtiyaç vardır. Çünkü pek çok insan, "borsa yükseldi pahalı oldu" diye değil, düşüyor diye endişe duyar. Hele ki bu düşüş, bir anda büyük bir fiyat mesafesini hızlı bir şekilde katetti ise.

Dalga karakteri bakımından da düşüşün yapısı uygundur. Çünkü 3 no'lu dalgalar içindeki 2 no'lu düzeltmeler hızlı bir şekilde ilerler. 3.2'ler, zamana yayılıp, genel bir momentum kaybına neden olmazlar. İlerlemekte olan dalga hızla geri çekilir ve hızla yakıt alıp yoluna devam eder. Bu nedenle geri çekilmenin 3.2 olması olasılığı bence oldukça güçlü.

O halde geçen hafta can havliyle gemiden atlamak doğru bir finansal davranış değildi. Nitekim, iki gün içinde 1,500 puana yakın bir tepki oluştu. Bu durumda önümüzdeki 5-10 işlem günü önemlidir. Eğer boğa piyasası içinde hızlı bir düzeltme yaşandı ise toparlanma ve yukarı gidiş de hızlı olacaktır. Endeks toplanmakta olan ortalamalar bölgesini, fazla oyalanmadan kuvvetli bir şekilde kıracak ve yeni bir yükseliş dalgası başlatacaktır. Bu dalganın Mayıs 2004 - Şubat 2005'ten daha güçlü olması beklenir."

Nitekim, 4. hacim değişim hızı artışı da bu dönemde gerçekleşti. Endeks, kısa sürede ikinci düzeltme dibinden döndü ve yeni bir yükseliş dalgası başlattı.

10 Nisan 2005 tarihli Not Defteri'nin başlığı, Uzmanlar, alternatif dalga sayımları ve Pakistan idi. Bu güncellemede 1998 yılı sonundaki üç aylık kalıpla, 2005 yılı Mart ayı sonundaki üç haftalık kalıbın benzerliğine dikkat çekiyor ve şu sonuca ulaşıyordum:

"Endeksin fazla oyalanmadan günlük ortalamalarının toplanmakta olduğu 26,000-26,500 bölgesini kırması ve hızla aylık yükseliş kanalının dibinden uzaklaşması en mantıklı devam görünüyor. Çünkü unutmayalım ki, aylık grafiklerdeki ROC göstergemize göre aşırı satış bölgesine çok yakınız ve 2000 başından beri devam eden ayı piyasası tüm yakıtını 2000-2003 arasında tüketmiş olmalı.

Enflasyon bazlı grafiklere göre de hala 1994 seviyelerinde sürünüyoruz ve şimdiye kadar hiç yaşamadığımız uzun vadeli bir boğa piyasasının zeminini oluşturmaya çalışıyoruz."

O güncellemenin ardından endeks bir basamak daha aşağıya çekildi ve aynı kalıbı, %10 kadar aşağıda tekrar oluşturdu. Uzun vadede daha yukarı gidebilmek için sıçrama zemini, 24,000'lerde değil, 22,000'lerde oluşmuştu.

18 Nisan 2005 tarihli Not Defteri'nde, İMKB, Kısa-orta-uzun vadeli değerlendirme başlığı ile yapılan analizde, şu değerlendirme yapılmıştı:

"İlk trend ile ikinci trend karşılaştırıldığında, sürelerinin de fiyat mesafelerinin de hemen hemen birbirine eşit olduğunu tespit ettik. Bu eşitlik, çok büyük olasılıkla, bu iki yükseliş dalgasının aynı derecede olamayacağını gösteriyor.... Mevcut görüntüleriyle bu iki dalganın farklı derecelere ait olduğunu düşünmek daha doğru olacak."

O günlerde yapılan analizlerin hepsi, yükseliş dalgasının henüz sona ermediği ve yeni zirvelere doğru devam edeceği biçimindeydi. O tarihlerde belirsiz olan, bu yükselişin hangi tempo ile devam edeceği idi.

2005 yılının Mayıs ayından itibaren endeks yavaş yavaş yukarıya dönmeye ve yeni zirvelere tırmanmaya başladı.

Ancak hala ortada iki sorun vardı: İlk sorun, yükseliş hızının zayıflığı idi. O günlerde endeks hala aritmetik kanalın içinde hareket ediyor ve bir türlü yeterli momentuma ulaşamıyordu. İkinci sorun ise, analizin başında verilen grafikte gösterildiği gibi, hacim değişim hızı sürekli azalıyordu. Başka bir deyişle, ne fiyat hareketi, ne de hacim değişim hızı, Mart-Nisan dönemindeki varsayımı destekliyordu. Eğer iki dalga aynı derecede değilse, ilerlemekte olan dalganın Intermediate (3) içindeki Minor 3 olması gerekiyordu, ancak bir trendin en şiddetli aşaması olan (3).3'ü destekleyecek bir görüntü mevcut değildi.

10 Temmuz tarihli Not Defteri'ndeki U-100 Güncelleme başlıklı analiz, şu değerlendirme ile sona ermişti:

"Nisan - Aralık 2003 ve Mayıs 2004 - Mart 2005 rallileri hemen hemen birbirlerine eşit zamanda ve büyüklükte ilerledikleri için, içinde bulunduğumuz dalganın süresi ve büyüklüğü geçmiş iki yükseliş dalgasına eşit ya da yakın olamaz. Bu dalga ya kısa kalacak ve 30,000'lerde tıkanacak, ya da önceki iki dalgadan daha uzun zamana yayılarak daha büyük bir mesafe katedecektir. Bunu, şu şekilde de ifade edebiliriz; Yükseliş ya bir iki ay içinde sona erecek, ya da (kendi içinde bölünse bile) en az 2006 ortalarına, hatta sonuna kadar devam edecektir.

Yaklaşık 2 aydır içinde bulunduğumuz kısa vadeli yükseliş dalgasının momentumundaki ve hacmindeki zayıflık, bize 2003 Mart'ında başlayan dalganın sonlarına yaklaştığımızı düşündürse de, bu alternatifin, dalganın uzamasından daha olası olduğunu söylemek için çok erken."

Endeksin aritmetik yükseliş kanalı içindeki ağır aksak ilerleyişi, hala her iki olasılığı da, yani yükselişin 30,000'lerde sona ermesi ve derin bir geri çekilme ile düzeltilmesi ve kendi içinde bölünerek uzaması ve 2006 ortalarına, hatta sonuna kadar ilerlemesi olasılıklarını geçerli kılıyordu. Kesin olan, 2005 baharında başlayan dalganın ilk iki orta vadeli trende eşit olmayacağı idi.

Trendin ilerlemekte olan teknik yapısı, hacimsizliğe ve momentum kaybına rağmen, dalga 30,000'in biraz üzerinde sona erse bile, düzeltme dalgasının tepeden savrulma ile gerçekleşeceğini düşündürüyordu. Bu savrulmanın mesafesi ise yaklaşık 40,000'e kadar olabilirdi. Kurallar 44,000'e kadar bir savrulmaya bile izin veriyordu.

Böylece 24 Temmuz 2005 tarihli Önümüzdeki bir seneye yönelik bir projeksiyon başlıklı Not Defteri güncellemesi'ndeki yapı oluşmaya başlıyordu. Bu analizde şu değerlendirmeyi yapmıştım:

"Varsayıma göre, 2005 Nisan sonunda 22,887'den başlayan yükseliş dalgası, 30,000'in biraz üzerinde sona erdikten sonra endeks 25,000'le 28,000 arasındaki bir bölgeye kadar geri çekilip yeni bir ralliyle önceki tepeyi aşacak ve 40,000-45,000 arasındaki bir bölgeye kadar yükselecektir. Oluşan bu ikinci tepe, her ne kadar yeni bir zirve olsa da, Elliott Dalga Prensipleri'nde düzensiz tepe olarak isimlendirilen bir tepe olmalıdır. Geri çekilme ve önceki tepenin üzerine savrulma, (a) ve (b) olarak etiketlenmeli ve bu iki dalgayı, oldukça sert ve derin bir (c) dalgası izlemeli, bu dalganın da yaklaşık 22,000-23,000 bölgesinde sona ermesi beklenmelidir."

Ekim ayına gelindiğinde, endeks aritmetik kanalın üst bantına doğru bir atak yaptı ve hatta bu banttan bir miktar da savruldu. Bu denemede momentum biraz arttı, ancak hacim artış hızı hala yetersizdi ve bu denemenin ardından 30,000'e doğru bir geri çekilme oldu. Eğer bu çekilme, bir kaç bin puan daha derinleşseydi, 24 Temmuz 2005 tarihli projeksiyonun kusursuz bir şekilde ilerlediği söylenebilirdi, ancak geri çekilme, 25,000-28,000 bölgesinde değil, tam olarak 30,633'de sona erdi. Bu durumda 24 Temmuz tarihli projeksiyonda öngörülen 40,000-45,000 bölgesine kadar savrulma tahminini de revize etmek ve savrulma marjını kabaca 39,000-42,500 olarak öngörmek daha mantıklıydı.

Kurallara göre, savrulma mesafesi en fazla 44,000 veya biraz üzeri (birkaç yüz puan üzeri) olabilirdi. Daha yukarıya savrulmada projeksiyonu değiştirmek en doğrusu olacaktı.

Analizin başında verilen grafikle ilgili değerlendirmeye devam etmeden önce, Elliottisyenler arasında genişleyen yassı kalıpla ilgili devam eden görüş ayrılıklarından kısaca sözetmek gerekiyor:

Standart düzeltme kalıplarından biri olan genişleyen yassı, İMKB'de en çok karşılaştığımız kalıplardan biri. Bu kalıbın en belirgin özelliği ise, ilk (A)-(B)-(C) yeterli zamana yayılmadığında, kalıbın önce coşkun bir zirveye savrulması, daha sonra da ilk dipten de daha derine çökmesidir. Bu kalıbın iç yapısı ise 3-3-5 yapısında gerçekleşir.

Elliottisyenler arasında tartışılan ise, [B] ve [C] dalgalarının ne kadar savrulabileceğidir. Fazla detaya girmeden özetlemek gerekirse, kimi analistler önemli olanın kalıp olduğunu ve savrulma mesafelerinde katı sınırlamaların olamayacağını savunsa da, bu Elliott Dalga Prensipleri'nin genel felsefesine aykırı görünüyor. Çünkü, R.N. Elliott, EDP disiplinini Fibonacci sayı serisine ve bu serideki sayıların oranlarına dayandırıyor. Bu nedenle A, B ve C arasında da Fibonacci oranları kadar bir ilişki olması gerektiğini düşünmek mantıklıdır. Ancak bu oranlar nedir?

Elliott Yassı düzeltmelerle ilgili değerlendirmelerinde dalgaların birbirlerine göre oranlarının ne olması gerektiğinden sözetmiyor. Sadece bu kalıbın tarifini yapıyor. Financial World dergisine yazdığı makalelerin yedincisinde, genişleyen yassı kalıbı şu şekilde tanımlıyor:

"Bir düzensiz düzeltme (Elliott genişleyen kalıpları düzensiz olarak tanımlıyor, T.Ş.) ikinci dalga ilerlemesinin, ya da B dalgasının ana hareket doğrultusu içinde oluşan ortodoks tepeye (yani itkisel yükseliş tepesine, T.Ş.) göre daha yukarıda bir tepe oluşturması ile anlaşılır. Bu nedenle de C dalgasındaki likidasyon, ilk aşamadaki dalgaya (yani A dalgasına göre, T.Ş.) daha güçlüdür. Normal olarak C dalgası A dibinin altında sona erer." (R.N. Elliott's Masterworks, S. 173)

Genişleyen bir yassı kalıbın yapısının ne şekilde oluşabileceği ile ilgili analizlerinde ise Elliott'un herhangi bir oransal sınırlama olmaksızın, sadece kalıbı analiz ettiğini görüyoruz. Örneğin Wave Principle kitabında Elliott'ın, bonoları analiz ederken, %262 civarında savrulmuş bir yükseliş dalgasını B olarak etiketlediğini ve yorumunda da bu tepeyi bir irregular (düzensiz) kalıba ait B dalgası olarak değerlendirdiğini görüyoruz. ((R.N. Elliott's Masterworks, S. 151)

Benzer bir kalıba İMKB'de de rastlıyoruz:

1993 yılının Kasım ayında yaşanan ralli, yukarıdaki sayım dışında herhangi bir sayıma uygun olmayan aşırı zayıf bir yükseliş dalgasıydı. Bu dalgayı takip eden kısa geri çekilme, aşırı coşkun ralli ve çöküş ise birbiriyle aşırı orantısız dalgalar oluşturmalarına rağmen, ancak bir genişleyen yassı kalıpla izah edilebilecek bir şekilde ilerlemişti.

Bu nedenle her ne kadar, Elliott'dan sonra gelen Elliottisyenler, bir düzensiz tepe savrulmasının, yani B dalgasının, A dalgasına göre %262 kadar olabileceğini kurallaştırmış olsalar da, bazı çok özel durumlarda, bu kuralın ihlal edilebileceğine dair önemli ipuçları mevcut.

Bütün bu teorik tartışmanın, bizim analizimiz bakımından önemi nedir?

Analizimizin başındaki grafiğe geri dönersek:

2005 yılının Aralık ayında aritmetik yükseliş kanalımızın üst bantı kırılırken aşırı coşkun bir rallinin başladığını, ancak bu rallinin bir hacim patlaması ile desteklenmediğini görüyoruz. Hacimdeki kıpırdanma ise, hala 2004 başından beri devam eden düzenli hız azalması limitleri içinde kalmış görünüyor. Son hacim hızı artışını ise, 46,000'in üzerindeki tepe oluşurken görüyoruz. Bu arada, aritmetik eşitliğin, fiyat mesafesinde katlandığını, ancak üçüncü yükseliş döneminin de ilk ikisiyle hemen hemen aynı zaman periyodu içinde gerçekleştiğini görüyoruz.

Aritmetik skaladaki bu aşırı coşkun ralli ilerlerken, endeksin 55 haftalık ortalamasından da ciddi mesafede uzaklaştığını gözlemliyoruz. Ortalama son hafta kapanışında 34,000 civarında iken, endeks 46,000'in üzerine tırmanmış oluyor ki, bu da ortalamadan %40'a yakın savrulma anlamına geliyor.

Analizimizin sonunda değerlendirmek üzere, şu soruyu not edip geçelim: Endeksin 55 haftalık ortalamasından %40 oranında savrulması ne anlama gelir?

Bakış açımızı derinleştirebilmek için, grafiğimizi logaritmik skalaya çevirelim ve bir de ilerleyen dalganın momentumuna bakalım:

Son 6 yılı gösteren grafiğimizde, bir önceki hacim artışlarının hangi endeks seviyelerinde gerçekleştiğini görüyoruz. 1, 3, 4 ve 5 numaralı etiketler, hacmin endekse itme gücü sağladığı zamanları gösteriyor. 2 no'lu etikette ise hacim durdurucu etki yapıyor. 6 no'lu etiket, önemli bir teknik dirence karşılık geldiği için, bu hacim artışının itici etki yapmaktan ziyade durdurucu bir etki yapacağını düşünmek daha mantıklı olacaktır. Ancak hala bu hacim artışının bir hacim patlamasını işaret etmediğini önemle not edelim.

Endeksin son 6 ayıldır, hangi teknik dirençlerle boğuştuğunu ise yukarıdaki grafikte görmek mümkün. 2000-2001 düşüşünün ardından gelen tepkide, hem 2003 yılına kadar devam edecek olan üçgenin üst sınırı belirginleşmişti, hem de üçgen kırıldıktan sonra 2004 sonuna kadar endeksin içinde hareket edeceği yükseliş kanalının sınırları. 2003 sonunda endeks, üçgenin üst bantını kırdı. 2004 sonunda ise, yükseliş kanalının üst bantını. 2005 başındaki geri çekilme, o günlerdeki Not Defteri güncellemelerinde tespit edildiği üzere, bu kanala bir geri dönüş çabasıydı. 2006 başında son iki yılın tepelerinden gelen direnç hattı kırıldı ve endeks iki kuvvetli direncin çakıştığı bölgeye dayandı : 2000-2001 düşüşünün tepesinden itibaren %162 uzatma seviyesi ve son iki yıllık yükselişinin kanal tepesi.

Ancak yukarıdaki grafikte daha çarpıcı bir unsur var. O da 35 haftalık Price ROC, yani fiyat değişim hızı göstergesi. Yükseliş ne kadar coşkun görünürse görünsün, hız göstergesi yataya oldukça yakın bir açıdaki kanalın içinde ilerliyor ve daha uzun vadeden bakıldığında bu trendin aslında göreceli olarak çok yavaş bir momentumla devam ettiğini gösteriyor.

Göstergede 2005 Şubat fiyat tepesinin 2004 Nisan tepesiyle uyumsuz olduğuna dikkat edin. Oysa son rallide gösterge tepesi geçiliyor, ancak bu rallinin momentumu da hala 2003-2004 rallisinin şiddetine ulaşamıyor.

Şimdi elimizdeki verileri birleştirelim:

Üç trend döneminden ilki, yani 8,800-21,000 dalgası, hem hacim artış hızıyla, hem de fiyat artış hızıyla en kuvvetli ralli. 15,800-28,400 rallisi fiyat değişim hızının en zayıf olduğu dalga, 22,900-46500 dalgası ise hacim değişim hızının en yavaş olduğu dalga.

Acaba bu dalgaları nasıl etiketlemeli?

Yukarıdaki grafik, Ulusal 100 endeksinin USD bazındaki hareketini göstermektedir. Etiketlemeyi bu grafik üzerinde yapmak daha doğru olacak, çünkü endeksin son 3 yıllık hareketi USD bazında daha düzenli ilerliyor. Burada kastedilen düzenlilik, kanala ve Fibonacci seviyelerine uygunluktur. TL bazlı grafiklerde taşma ve savrulma gibi görünen hareketlerin, USD bazlı grafikte, kanal sınırları içinde gerçekleştiğini görüyoruz.

USD bazlı grafikte aynı periyotlarda, yani 21 hafta boyunca hesaplanan RSI ve ROC göstergeleri 2004 yılının ortalarına kadar hem endeksle, hem de birbirleriyle uyumlu hareket ederken, 2005 yılından itibaren farklı görüntülerin ortaya çıkmasına neden oluyor. RSI, endeksle uyumlu hareketini sürdürüyor ve her yeni fiyat tepesinde yeni bir zirve yapıyor. Oysa ROC, ikinci rallinin birinciye nazaran daha yavaş, üçüncü rallinin ise hemen hemen ikinci ralli şiddetinde ilerlediğini gösteriyor.

İkinci ralli, birinci ralli tepesini %62 ötelerken, ikinci ralli de %162 öteliyor. Dahası, bu iki rallinin yüzde getirisi, ilk ralliye göre daha az ve hemen hemen eşit oranda gerçekleşiyor. Eğer endeks, mevcut seviyelerde, ya da mevcut seviyelerin biraz üzerinde tepe yaparsa, 2003 Mart'ında başlayan dalganın sona erdiğini ve ilerleyen kalıbın dalga yapısının şu şekilde oluştuğunu düşünmek en doğrusudur:

Özellikle TL bazlı grafiklerde en zayıf tempoda ilerleyen dalganın, USD bazlı grafikte (3) olarak etiketlenmesi bu sayımı şüpheli hale getirse de, analizin başındaki grafikte gördüğümüz, hacim değişim hızının sürekli azalarak ilerlemiş olması, bu sayımı destekleyen bir unsur. Çünkü eğer endeks (3) no'lu dalganın içinde bölünen bir yapıda ilerliyorsa, bu yapının hem momentum, hem de hacimdeki sürekli ve güçlü bir artışla gerçekleşmesi beklenirdi. Oysa hem hacim, hem de fiyat değişim hızı, en azından bu aşamada dalganın finaline doğru koştuğunu daha fazla düşündürüyor.

Yukarıdaki sayımı doğru kabul ederek, son rallinin kendi içinde ne şekilde bölündüğüne baktığımızda da iki muhtemel sayımın, (dolayısıyla iki muhtemel devamın olduğunu görüyoruz. Öncelikle bu iki alternatifin hangi teknik sorundan kaynaklandığını aşağıdaki grafik göstermektedir:

Nisan - Ağustos boyunca ilerleyen dalgaların minor dereceli 1-2-3 ve 4 olduğu açık. Eylül rallisinde ilerleyen son dalga, genişleyen kanalın içinde kalarak uzamaya başladı. Bu da çok açık. Bu aşamada teknik sorun, Aralık ayı içinde oluşan üçgen düzeltmenin, hangi dalga ile aynı derecede olduğudur. Bu dalganın çok küçük bir geri alış yapmış olması, Ekim düzeltmesiyle aynı derecede olmaması gerektiğini düşündürse de, Ekim sonundaki küçük atağı iki tane uzun rallinin takip etmesi de, Ekim sonundaki minik yükseliş dalgasının hangi dereceye ait olduğunu şüpheli hale getirmektedir.

Yukarıdaki teknik ayrıntı, dalganın önümüzdeki bir kaç ay boyunca izleyeceği rotayı da belirsiz hale getiriyor.

Bu durumda en iyisi, her iki sayıma göre de ne beklememiz gerektiğini tespit edip, Şubat ayı içinde yaşanacak hareketleri her iki sayıma göre de takip etmek olmalıdır. Nasıl olsa, birkaç ay sonra, bu iki alternatiften hangisinin ilerlediği belirginleşecektir. Alım satım stratejisi bakımından hangi sayımın hangi yapıda devam getireceğini bilmek yeterli olacaktır.

Alternatif 1

Çok kısa vadede bakıldığında, USD bazında 32,500-33,000 (TL bazında 42,250-42,900) dik açılı ve dar yükseliş kanalının alt bantı olduğu için en yakın destek. Mevcut görüntü, endeksin çok kısa vadede en az bu seviyeye kadar geri çekilmesi gerektiğini gösteriyor. Öncelikle bu desteğin kırılması beklenmelidir.

Birinci alternatife göre, tüm yükseliş sona ermiş olmalıdır. Bu durumda USD bazında 30,000'e (TL bazında yaklaşık 39,000-40,000 aralığına) kadar bir geri çekilme, bu bölgeden zayıf bir tepki ve gitgide derinleşecek bir düzeltme beklemek gerekiyor. İlk düşüş dalgası daha da derine yönelirse, olası böyle bir düşüş bu sayımı daha da güçlendirecektir.

Yukarıdaki sayıma göre ilk önce, çok kısa vadeli kanalın kırılması, daha sonra da geri çekilmenin 40,000, ya da hemen altındaki seviyelerde dengelenmesi beklenmelidir. Eğer kalıp bu şekilde ilerler ve bu düşüş dalgasına tepki, önceki zirveye tırmanamadan sona ererse, dalganın iyice zayıfladığı düşünülmeli ve bu sayım izlenmelidir.

Bu sayımı güçlendirecek sinyalin, yukarıdaki grafikte kesik çizgilerle gösterilen kanalın kırılması, teyit edecek hareketin de [v] olarak etiketlenen son yükseliş dalgasının tümünün yutulması olduğunun altını çizelim.

Alternatif 2

Bu da ikinci alternatif. Eğer ilerlemekte olan kalıp buysa, aynı ilk kalıpta olduğu gibi, endeksin öncelikle USD bazında 32,500-33,000 (TL bazında 42,250-42,900) bölgesini aşağıya kırması, daha sonra da USD bazında yaklaşık 30,000'e (TL bazında 39,000-40,000) geri çekilerek son yükseliş dalgasını başlatması gerekir.

Geri çekilme muhtemelen sert bir zigzag düşüş dalgası olarak ilerleyecektir. Bu zigzag düşüş dalgası, daha sonra bir simetrik üçgene dönüşebilir. Ancak eğer yukarıdaki sayım doğruysa, endeksin son bir atak yapmadan USD bazında 30,000, TL Bazında 39,000-40,000 bölgesini aşağıya geçmemesi gerekir. Son atak ise, en fazla, USD bazında 36,700, TL bazında ise 47,000-48,000 bölgesine kadar tırmanmalıdır. Daha yukarıdaki seviyelere yöneliş, ilk varsayımımızı yani, bütün yükseliş dalgasının sona ermekte olduğu varsayımını şüpheli hale getirecektir.

Önümüzdeki bir kaç ayın bu iki alternatif sayımla izlenmesi gerekiyor.

Endeksin bu kalıplarla izlenmesi, alım satım stratejileri bakımından da yatırımcıyı güvenli tarafta tutacaktır.

Yukarıdaki alternatif sayımlar dışında başka hangi yapılar ilerliyor olabilir?

Öncelikle endeks, kısa vadede 39,000-40,000 bölgesine kadar derinleşecek bir düzeltme öncesinde yukarıya doğru bir atak daha deneyebilir. Ancak böyle bir atak olsa bile, bunun fazla uzamadan sona ermesi beklenir. Geçen hafta yaşanan düşüşler, kuvvetli ralli döneminin sona erdiğinin ipuçlarını vermişti. Bu görüntünün kısa vadede ters yüz olması zor. Endeks önümüzdeki hafta yukarı doğru gitmeye çalışırsa, yeni bir fiyat zirvesine ulaşsa bile, bu harekete katılmamak gerektiğini düşünüyorum. Bence artık kısa vadeli alım bile çok riskli. Trendin bu aşaması, kendisini yatırımcı olarak tanımlayan insanların alıcı olacağı bir bölge değildir. Analizin başında gösterilen 55 haftalık ortalamadan %40 ölçeğinde uzaklaşmış bir endekste alıcı tarafta kalarak şans denemeleri yapmak doğru değildir.

Orta-uzun vadede yeniden boğa perspektifi ile yaklaşılacaksa bile, en azından kısa vadede bir geri çekilme beklemek ve bu geri çekilmeyi neyin izlediğini görmek gerekir. Koşa koşa giden trendler, hele ki 55 haftalık ortalamadan %40 ölçeğinde sapmış ise, en azından kısa vadeli sert bir düzeltmeye maruz demektir.

Endeksin 2003 Mart'ında başlattığı yükselişin son noktası, burası olmayabilir. Bizim (5) olarak kabul ettiğimiz dalga herşeye rağmen (3) içindeki 3 de olabilir. Şu ana kadar oluşan sinyaller, bu varsayımı desteklemiyor. Eğer (3) içindeki bir uzatma yaşanıyorsa, momentumun daha da artması gerekir. Momentumun daha da yükseldiğini görmek ve varsayımı ondan sonra değiştirmek daha doğru olacaktır.

Tabi bir de artık iyice zayıfladığını düşündüğüm genişleyen yassı varsayımı var. 44,000'in geçilmesi bu varsayımı iyice zayıflattı, ancak analizin başında grafiğini verdiğim 1994 çöküşü herşeye rağmen bu varsayımın tamamen ortadan kalkmadığını düşündürüyor. Elliott'dan sonra gelen Elliotisyenler, tepeden savrulan B dalgaları için kabul edilebilir limitin A dalgasının %262'si olduğunu kurallaştırmıştı. Bugüne kadar benim gözlemlediğim genişleyen yassı düzeltmelerin tamamına yakını bu kurala uygun hareket etmişti. Ama ortada bir de 1994 çöküş kalıbı var. Ne kadar zorlanırsa zorlansın, bu kalıp başka herhangi bir sayıma uymuyor. Aşırı coşkun (ya da aşırı karamsar) yatırımcı davranışları, çok istisnai olarak, düzeltme kalıplarının yapılarını dejenere edebiliyor.

İçinde bulunduğumuz trendin, 1994'e benzemediği iddia edilebilir. 1994 yılındaki çöküşün hemen öncesinde daha seansın açılışında tavanlara kilitlenen hisse senetleri, gerçekten de 1994 yılındaki finalin içinde bulunduğumuz trendle benzerlikler taşımadığını düşündürüyor. 2003 yılında başlayıp günümüze kadar devam eden bu trend, hiç bir aşamasında geçmiş dönem trendlerinde olduğu gibi taşkın hareketlere sahne olmadı. Ancak belirli hisse senetlerine yoğunlaşmış olan spekülasyon, kısa vadeli coşkun hareketler sergilemese de, uzun vadeli perspektiflerden bakıldığında sağlıklı olmaktan çok uzak görünüyor.

Bu trendin, en azından şu anda ulaştığımız aşamasının genel bir finansal çılgınlık olduğunu söylemek çok zor. Ancak bazı hisse senetlerinde beklentilerin çok aşırı seviyelere tırmandığını ve içinde bulunduğumuz konjonktürün aşırı abartıldığını söylemek de yanlış olmaz.

Bu nedenle önceki haftalardaki öneriler bu hafta da geçerliliğini koruyor. Trendin bu aşamasında muhafazakar ve defansif kalınmalı ve endeksin ciddi boyutta bir düzeltme yapması beklenmelidir.




"Kütlelerin hareketlerini hesaplayabiliyorum, ancak insanların çılgınlığını asla." Isaac Newton

Elliott Dalga Prensipleri

Çılgınlık ve Çöküş, 20. yüzyılın en güçlü mitolojik inancına; Akıllı ve akılcı piyasalar düşüncesine, fiyatların haber ve gelişmelerin sonucu rastgele değiştiği temel anlayışına bir meydan okuma

Finansal Piyasalarda Çılgınlık ve Çöküş

Ralph Nelson Elliott'un 1930'lu yılların sonunda "Doğa'nın Yasası" olarak duyurduğu Dalga Teorisi, kendisinden sonra gelenler tarafından ufak tefek düzeltmelere rağmen anahatlarıyla Elliott'un ilk tanıttığı biçimiyle günümüze kadar geldi.

Elliott Dalga Prensipleri, evreni oluşturan canlı veya cansız tüm sistemler gibi, insan kitlelerinin de doğa yasaları doğrultusunda ve belirli sınırlar içinde hareket ettiklerini kabul ediyor. Bu teorinin gelecekte, Elliott'un yıllarca önce iddia ettiği gibi, doğanın temel yasası olarak kabul edileceğini vurgulayan Tuncer Şengöz, Elliott Dalga Prensipleri'nin kurallarını, rehber ilkelerini ve temel yaklaşımlarını akıldan çıkarmaksızın, saatlikten yüzyıllığa kadar fiyat grafiklerine bir kez de bu gözle bakmanızı öneriyor ve altını çiziyor; Finansal verilerin gelecekte ne yönde ve nasıl değişeceği ve bu değişimin nasıl bir sosyal arkaplanda ilerleyebileceği, en azından bir silüet olarak gözünüzde canlanacaktır.

Çılgınlık ve Çöküş, sosyal psikolojinin deneysel bulgularından yola çıkarak, bireylerde nadir görülen bir hastalık olan manik depresyon ile piyasa hareketleri arasındaki benzerliğe dikkat çeken, piyasa hareketlerinin her zaman aşırılıklara meyilli olduğunu iddia eden ve tüm bu aşırılıkların yüzyıllardır, rastgele olmak bir yana kusursuzca düzenli olduğunu gösteren bir çalışma.

Çılgınlık ve Çöküş, geleceğin yatırımcısına bir uyarı; Geçmişte yaşananların gelecekte de yaşanacağından yola çıkarak, 1999 sonunda yaşanan çılgınlığın da, bu çılgınlığı takip eden çöküşün de rastgele yaşanmış süreçler olmadığını, gelecekte çok daha büyük ölçekli çılgınlıklar ve çöküşler yaşanacağını öngören bir uyarı.

Çılgınlık ve Çöküş, 20. yüzyılın sonunda zirveye ulaşan dalganın öncesini, bugününü ve geleceğini sorgulama ve bugüne kadar enine boyuna tartışılmamış bir soruya bir yanıt arayışı: Gelecekte Borsalar Olacak mı?

Geçmişi ve bugünü anlamaya, geleceği öngörmeye çalışanlar için ...

Önceki Sayfa Demo Ana Sayfa Sonraki Sayfa